HAMD ŞÜKÜR ve MEDH
Sözlük olarak, HAMD; Medh övmek. Cenabı Hakka karşı kulların memnuniyet ve sevinçlerini ve O’na hamd ve şükür ile medihlerini bildirmeleri, sena etmeleri.
MEDH; Birisinin iyiliğini, iyi vasıflarını söylemek,
ŞÜKÜR; Alah’ın nimetlerine karşı memnunluk göstermek Allah’a teşekkür. Nimet verene muhabbet etmek ve itaat etmek de şükürdendir. Şükür; Alah’ın kullarının iyi amellerine mükafat veya ceza vermesidir. Sebeplerin envai cihetlerinden şükür hamd’ den daha umumidir. Tealluk(Muhabbet, sevmek, alakalı olmak) cihetinden hususidir. Hamd, tealluk cihetinden daha umumi, sebep cihetinden daha hususidir. Şükrün ölçüsü kanaat ve iktisattır, rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün ise hırs, israf ve hürmetsizliktir.
Burada aynı manaya gelen üç lafız vardır hamd, medh ve şükür. Hamd ile medh arasında birçok fark vardır.
MEDH, canlı cansız her şeye yapılır. Gayet güzel bir inci, yakut gören kimse onu meth eder. Ama ona hamd etmesi imkansızdır. Buna göre medh etmek hamd etmekten daha umumidir. Medh, iyilik yapmadan bazen önce, bazen sonra olabilir. Hamd ise sadece ihsan, iyilikten sonra olur. Medh bazen yasaklanmış olur. Hz. Muhammed(s.a.v)şöyle buyurmuştur; “Meddahların(övücülerin) yüzlerine toprak saçın”.
HAMD, bu mutlak olarak emr edilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v) “İnsanlara hamd etmeyen, Allah’a hamd etmemiş olur” buyurmuştur. MEDH, fazilet çeşitlerinden birine has olduğuna delalet eden sözden ibarettir. HAMD’e gelince bu da onun belli bir fazilete has olduğuna delalet eden sözdür. Bu belli fazilet de nimet verme ve iyilikte bulunma faziletidir. O halde söylediklerimizle medh’ in hamd’ den daha umumi olduğu ortaya çıkmıştır.
HAMD ile ŞÜKÜR arasındaki farka gelince; HAMD, nimetin sana veya başkasına ulaşmasını içine alır. ŞÜKR ise sadece sana ulaşan nimetlere mahsustur. Bu husus anlaşıldığında biz derz ki MEDH’in canlı ve cansız bütün varlıklar için Allah’a ve ALLAH’ dan başkası için olabileceğini daha önce söylemiştik. Bir kimse “Medh Allah’a mahsustur” dediğinde bu Cenabı Allah’ın fail-i muhtar olduğunu gösterir. Buna göre Cenab-ı Allah’ın “Elhamdülillah” sözü O’ndan sudur eden ve başkasına ulaşan her nimet sebebiyle Allah’ı bir övmedir. Ama “Şükrullah” sözü ise sadece bu sözü söyleyene ulaşan nimete karşılık Allah’a yapılan bir övgü olur. Birincisinin daha üstün olduğunda şüphe yoktur. Denilmek istenen şudur; Sanki kul ”Bana ister ver, ister verme. Senin nimetlerin bütün alemlere ulaşıyor. Sen en büyük hamd’ e layıksın” der. Zayıf bir görüşe göre HAMD, Allah (C.c)!ın def ettiği belalara karşılık. ŞÜKR ise verdiği nimetlere karşılık yapılır.
Bir şeyi vermedeki nimet, belaları giderme nimetinden daha büyüktür. O halde “Büyük olan niçin terk edilip az olan ifade edildi?” denirse. Bunun birkaç izahı var.
Sanki kul ”İki nimetten değersiz olana şükrediyorum. Değerli olana nasıl şükr ederim, sen bir düşün!” demiş olur.
Gelecek belaları def etmek sonsuzdur. Nimet vermek ise sonludur. Önce sonsuz olan belaları gidermeye teşekkür etmek daha evla olur.
Zararı def etmek, menfaatı celb etmekten daha mühimdir. Bu sebeple mühim olanı takdim etmiştir.
Cenabı Hakk “Allahı ham ederim” buyurmayıp “Hamd Allah’a mahsusutur” buyurmuştur. Bu ikinci ifade birçok bakımdan daha üstündür. Birincisi eğer Allah Taala “Allaha hamd ederim” deseydi bu bunu söyleyenin hamd etmeye kadir olduğunu gösterirdi. Ama “hamdülillah” deyimce bu Cenabı Hakk’ın hamd edenlerim o’na hamd etmesinden ve şükr edenlerin O’na şükr etmesinden öncede HAMD’ e layık olduğunu gösterir. Bu sebeple kullar Hak Taala’ya ister HAMD etsinler, ister etmesinler. İster ŞÜKR etsinler ister etmesinler. Cenabı Hakk kendi kadim Hamdi ve kelamı ile ezelden ebede kadar Mahmud (hamd edilmiş) tir.
-“Elhamdülillah” hamd ancak ona layıktır. Hamd O’nun mülkü ve milkidir. O her şeye hükümran ve her şeye hakimdir manasına gelir.
- “Elahmdülillah” sözü sekiz harftir. Cennetin kapıları da sekiz tanedir. Herkim kalp temizliği ile bu sekiz harflik cümleyi söylerse, cennetin sekiz kapısına da girmeye hak kazanmış olur.
-Yine Elhamdülillah” da “Hamdü senaya sebep olabilecek her şey Allaha aittir. Onun hakkı ve mülküdür” manasına gelir.
-Şayet Allah Taala nimet veren kimsenin kalbinde nimet verme duygusunu yaratmamış olsaydı, o kimse nimet veremezdi. Öyleyse gerçekte nimet veren, bu duyguyu yaratan Allahu Taaladır.
-Hamdin nimet verdiği ve lutufkar olduğu için bir başkasını medh etmekten ibaret olduğunu görmüştün. İnsan kendisine nimetin uzaklaştığını hissetmezse ve duymazsa onun hamd ve şükür ile mükellef tutulması imkansız olur.
Bunu anladığımız da deriz ki insanın Allah Taala’ ya hamd etmekten ve şükretmekten gerçek manada aciz olması gerekir. Buna birçok şey delalet eder. İnsanın Allaha karşı hamd ve şükrü eda edebilmesi ancak Allah’ın onu buna muktedir kıldığında muktedir mümkün olur. Allahu Taala onun kalbinde hamd ve şükre yönelik bir duygu yarattığında ve önümdeki bütün engel ve maniler kalktığında, bunarlın hepsi Allah’ın birer inamı olur. Buna göre kulun Allahın şükrünü eda edebilmesi ancak Allahu Talanın ona vereceği büyük bir nimet sayesinde mümkün olur. Bu nimetlerde ayrıca şükrü gerektirir. Bu duruma göre kulun, şükür ve Hamdi eda edebilmesi sonsuza kadar tekrarladığı zaman mümkün olur, bu ise imkansızdır. Öyle ise insanın O’na layık olacak şekilde Allaha hamd ve şükretmesi imkansızdır.
HAMD ve ŞÜKR’ ün manası, kulun sadece diliyle ”Elhamdülillah” demesi değildir. Tam aksine bunun manası kendisine nimet verilen kimsenin, nimet verenin kemal, celal sıfatları ile mevsuf (vasıflanmış)olduğunu bilmesidir. Bu sıfatlardan Allahın kemal ve celali daha büyük ve daha yücedir. Böyle olunca Hakkı layıkı ile hamd ve şükr etmesi imkansızdır.
Cenabı Hakka hamd ve şükürle meşgul olmak demek kendisine nimet verilen kimsenin, bu nimetin geldiği zatta şükür ve hamd ile karşılık vermesidir. O halde kulun “elhamdülillah” demesinin sonu olmayan mutlulukları ve sınırsız iyilikleri gerektirdiği ortaya çıkar.
Kısaca Allaha hamd etmek, Allahın ihsanlarına azıcık şükür ile karşılık vermek demektir. Şükür ile meşgul olmak ancak bu nimetler kalp de hatırlanmaya devam edildiği zaman gerçekleşir. Kalbin nimetleri hatırlamakla meşgul olması ise onu nimet vereni tanımakla uğraşmaktan alıkor.
Kulun nimet bulduğu zaman Alalha övgüde bulunması, onun bu nimeti elde ettiği için Allaha hamd-ü senada bulunduğunu gösterir. Buda onun ibadet hamd ve senedan maksadının bu nimetleri elde etmek olduğunu gösterir. Bu adamın hakikatte ma’budu ve maksudu ancak bu nimet ve menfaattir. Buda düşük bir makamdır en iyisini Allah bilir.
Bilgi; Fahruddin Er-Razi Mefatühül-Gayb
Derleyen Sevim Bayer
15 Ocak 2009 Perşembe
ÇİFTE SULTANLARp
MENKIBE – ÇİFTE SULTANLAR
Peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin, Kerbela’ da şehi edilince, himayesiz kalan kızları Fatıma 12, Sakine 11 yaşında şakiler tarafından Anadolu’ ya kaçırılıp Bizans’a satılır. O zaman ki Tekfur bu durumdan istifade etmek ister ve onları rahibe yapmak için her türlü çareye başvurur. Önce çok iyi karşılayıp inciler, mercanlar, uşaklar, arabalar, elbiseler… içinde bir misafir gibi bakarlar. Kızlar “Bu ihtişamın bir bedeli olmalıdır” diye düşünürler. Başta ibadetlerini serbestçe yaparlar.
Sonunda Tekfur gerçek yüzünü gösterir. “Bizans’ da yaşıyorsunuz, bizim gibi olmalısınız!” der. Manastıra göndermek ister fakat kabul etmezler. Kızları süslü odalarından alıp izbe dehlizlere gönderir. Çok sıkıntı çekerler. Kuru bir ekmek ve bir maşraba su. Koridorlardan kahkaha ve çığlık sesleri gelir. Tekfur onlara 40 gün mühlet biçer. Ya manastıra yahut……
Kraliçe araya girince, sertlikle değil yumuşaklıkla halletmek için kendi kızları 14 yaşındaki Katerina’ yı onlara arkadaş olarak gönderir. Maksatları kendi din ve yaşayışlarını sevdirmek. Fatıma ve sakine misafirlerini dostça karşılar. Prenses bu iki kızı çok sever ve onlardan çok etkilenir. Hayatları, yaşayışları, ahlakları ve dinleri ile ilgili sorular sorup büyük bir hayranlıkla dinler. Onların birçok kerametine şahit olup Müslüman olur. Artık onlardan hiç ayrılmaz. “Ne söylüyorsanız, ne yapıyorsanız doğrudur” dediği için kızlar ona Sıdıka ismimi verirler.
Zindandan haber soran anne ve babasına; “Çok iyi gidiyor, şaşırmaya hazır olun!” der. Ama sayılı gün çabuk geçer ve 40. gün vedalaşma vakti gelir. Sıdıka; -“Ne mutlu size, şehit olarak sevdiklerinize kavuşacaksınız. Ben ise…” der.
Fatıma bir kağıda Sıdıka’ nın Müslüman olduğunu yazar ve ellerini açıp başlar duaya. Diğerleri amin der. Biraz sonra üçü birden vefat ederler. Hepsi İstanbul’da Çifte Sultanlar tepesinde gömülüdürler. (İrfan Özfatura-Türkiye- 26.12.1998)
Türkiye Takvimi 30.Mart.2000
Derleyen Sevim(Bulut)Bayer
Peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin, Kerbela’ da şehi edilince, himayesiz kalan kızları Fatıma 12, Sakine 11 yaşında şakiler tarafından Anadolu’ ya kaçırılıp Bizans’a satılır. O zaman ki Tekfur bu durumdan istifade etmek ister ve onları rahibe yapmak için her türlü çareye başvurur. Önce çok iyi karşılayıp inciler, mercanlar, uşaklar, arabalar, elbiseler… içinde bir misafir gibi bakarlar. Kızlar “Bu ihtişamın bir bedeli olmalıdır” diye düşünürler. Başta ibadetlerini serbestçe yaparlar.
Sonunda Tekfur gerçek yüzünü gösterir. “Bizans’ da yaşıyorsunuz, bizim gibi olmalısınız!” der. Manastıra göndermek ister fakat kabul etmezler. Kızları süslü odalarından alıp izbe dehlizlere gönderir. Çok sıkıntı çekerler. Kuru bir ekmek ve bir maşraba su. Koridorlardan kahkaha ve çığlık sesleri gelir. Tekfur onlara 40 gün mühlet biçer. Ya manastıra yahut……
Kraliçe araya girince, sertlikle değil yumuşaklıkla halletmek için kendi kızları 14 yaşındaki Katerina’ yı onlara arkadaş olarak gönderir. Maksatları kendi din ve yaşayışlarını sevdirmek. Fatıma ve sakine misafirlerini dostça karşılar. Prenses bu iki kızı çok sever ve onlardan çok etkilenir. Hayatları, yaşayışları, ahlakları ve dinleri ile ilgili sorular sorup büyük bir hayranlıkla dinler. Onların birçok kerametine şahit olup Müslüman olur. Artık onlardan hiç ayrılmaz. “Ne söylüyorsanız, ne yapıyorsanız doğrudur” dediği için kızlar ona Sıdıka ismimi verirler.
Zindandan haber soran anne ve babasına; “Çok iyi gidiyor, şaşırmaya hazır olun!” der. Ama sayılı gün çabuk geçer ve 40. gün vedalaşma vakti gelir. Sıdıka; -“Ne mutlu size, şehit olarak sevdiklerinize kavuşacaksınız. Ben ise…” der.
Fatıma bir kağıda Sıdıka’ nın Müslüman olduğunu yazar ve ellerini açıp başlar duaya. Diğerleri amin der. Biraz sonra üçü birden vefat ederler. Hepsi İstanbul’da Çifte Sultanlar tepesinde gömülüdürler. (İrfan Özfatura-Türkiye- 26.12.1998)
Türkiye Takvimi 30.Mart.2000
Derleyen Sevim(Bulut)Bayer
28 Eylül 2008 Pazar
MASNU(yapma) ADEM ve İCATLAR
MASNU ADEM ve İCATLAR: ANNE BABAYA UĞRAMADAN(gerek kalmadan) ÇOCUĞU İLAHİ ALEMDEN GELEN ZİYAYİ VÜCUT HALİNDEKİ ENERJİ NUR BEDEN İNSANI HAVADAN ALACAKLAR ve”İŞTE İLAHİ ALEMDEN GELEN İNSAN BUDUR” diye İLMİ GERÇEKLER İÇİNDE YER KÜREDE BULUNDURACAKLAR “vel bağsubadel mevt“ HÜKMÜNCE HERAN ÜZERİNDE YAPIYORSUN. BİR BEDEN BÜTÜNÜ İLE ÖLÜYOR YERİNE YENİ BEDEN IŞIK HIZLI OLARAK KONUYOR.
Senin dünyadaki ilk görüntün baba ile annenin birleşmesi artı ve eksi değerlerin sperm ve ana yumurtası birleşip döllenmesi dünyada gözükmene sebep 5 yaşındaki vücudun şimdi 50 yaşında. Onlar öldüler her an yerine yenileri geldi. Şimdi bu yeni her anki vücutlarını sen vücudunla kazanıyorsun. Kazandığın vücut da sanki birbirinin aynı ve ihtiyarlayan vücuttasın. “HALKEN CEDİDA” AYNİYET YOKTUR, BENZERLİK VARDIR.
Fazlı meleküti(FE harfi yani yaratıcı soyut güçler) soyuti alemdeki ruhani varlıkların kendileri ve bizler hakka halife yaratıcı güç halinde olduğumuz için kevinde zuhura gelecek şey’i(bu şey ifadesi içinde fizik bedenimiz ve geleceğin ilmindeki masnu(yapma)ademde mevzubahistir). Yani tekvuniyeti (yaratmayı)işte bu fazlı melekütiyetler yapmaktadır.
Gelecekte masnu adem tekvin yani yaratma dengesinde zuhur edecektir. Kısaca anlamı ziya halinde arza gelen hüveyyinatlar, meni olmadan önceki hal anne ve babaya uğratmadan yapma adem gibi var olanı meydana getirilmesinin şekli izahı melekat sânaisi idi. Şöyle ki arzi sistemde tasavvuru mümkün olmayan bir tekvini vücudiyi yani BU ATMOSFERDEKİ ZİYAİYETLERİ MASNU ŞEKİLLE BİR ARAYA GETİRİP VAR OLANI YARATMA ŞEKLİ İLE KULLANMAK MÜSBET İLMİN BİZE KAZANDIRACAĞI BİR OLAYDIR. İttifak halinde olan alimlerin bir araya gelip,ilimlerin bileşkesinde bir fazlı tekvininin yani yaratmanın meydana çıkacağı halidir ancak gelecekteki inançlı alimlerin başaracağı olay.
(FE harfi açılımı Gözün görme ,elin tutma gibi olayları fazlı melekütidir)
SIR:”Böyle melekat soyut yaratıcı güçleri herkesten ayrı bir keyfiyetle alimane olarak vukuflu olarak, üzerinde bulundurması onun heziyeti zatiyesidir(VAV harfi; Ziyayı vücut insan ve ruhi vücut). Kendisi ümmet içinde bir ferd gibi gözüksede, bu fazlı meleküti yaratıcı gücü elinde bulundurması kendisine hayalindeki düşünceyi madde olarak meydana getirmesi ve kimsenin bilmediği bu maddeyi istihsal hususunda görüntüye mugayir fevkalade zıddıyet göstermesi hadiseyi olumsuz gibi gösterse de bakıyorsunuz ki insanın havayici zaruriye olan(CİM harfi; İnsanın zarururi ihtiyaçları)ihtiyacı olan maddeleri bedeni meydana getiriyor”.
Nasıl olur madde Patetes, Soğan, Elma, Demir, Karbon şu fizik beden olur? Esasta olay BÖYLE GİZLİ YARATICI FAZLI MELEKÜTİ(FE harfi Yaratıcı soyut güçler) MADDEYE TASARRUF EDERSEN MASNU ADEMİ YAPARSIN yani ANE BABAYA UĞRAMADAN ÇOCUĞU SEMADAN ALIRSIN.
SIR: GELECEĞİN İLMİNDE NEŞRİYATSIZ MENİDEN ÇOCUK DÜNYAYA GELECEKTİR. Hatta BABAYA ANNEYE UĞRAMADAN ENERJİ BEDEN OLARAK YER KÜREYE GÜNEŞ ARACILIĞI ile FOTANTİK IŞIN ZAT İNSANCIKLARI HAVADAN ALIP BU GÜNÜN ŞEKLİNE İLMEN GETİRELECEĞİ KUR’ANİ BEYANDADIR.
Nitekim Hz.İsa babasızdır. Babasız olduğuna göre, Allahın oğlu dendiğine iman eder İseviler. Bilmezler ki kendileride babasızdır. İsa as. ile uğraşacağına kendine bir bak SENİNDE BABAN ESASTA YOK. Çünkü SEN ADEMİ VASIFTA İKEN ORADAN IŞIN BEDEN OLARAK BABAYA GELDİN GİRDİN SANA MEKAN OLDU,GELİRKEN BABANI KENDİN SEÇTİN SONRA ANNEYE GELDİN.VARIN GELİŞİ YARATILMIŞ GÖRÜNTÜSÜ VERMEKLE HERKES ALLAH TEKİLLİĞİNDE TEK TEK DÜNYAYA GELDİ SEN VARDIN BABA OLAYI SONRADAN DÜNYADA OLDU.ANAYA BABAYA GELMEDEN ÖNCE ANASIZ BABASIZ ZİYAYI VÜCUDUN VARDI,ENERJİ BEDEN OLARAK HER ŞEYİ SEN KURGULADIN YİYECEKLERİNİ BİLE VE DOĞADAKİ HER ŞEYİ, KENDİNİ TANIKİ ALLAHI BU İSTADI SAHİFELERİNLE TANIMIŞ OLASIN.
Bu işleri yaparken yani şuunatı zat ışın beden iken anan baban yoktu sen vardın. Koyunun babasız meydana gelişine şaşırıyorsunda bilmiyorsunki kendin anasız babasız ışın zat iken o koyunuda yer kürede bir resulü örfi gücünle sen kurguladın.Bu olay koyunun memesinden alınan bir hücrenin başka bir dişi koyunun yumurtasının genleri boşaltılıp, memeden alınan hücre genlerinin bu yumurta içine konup döllendirilmesi yine bir başka koyuna bu şekildeki döllenmiş hücreyi koyunun rahmine konması ve orada büyüyüp doğurtulması neticesi yeni bir kuzunun ortaya çıkışı ile ilk memeden alınan hücre koyuna tamamen yakın benzeyiş göstermesi kopyası gibi bir olaydır. Aynısı olamaz. Buradaki en önemli olay erkek koyun sperm hücresi olmayışıdır.
SIR:Düşünce cisimlerde 5.boyut olarak yer alır. En,boy,derinlik zaman düşünce her cismi teşekkül de vardır.Bu boyutları 28’e kadar çıkarırsak bir cisim insan yani”masnuğ adem”yapma adem olarak karşınıza çıkar. Gelecek“Masnuğ adem”i görecek.Bu“vettiyni”deki hayalin şekli yaratmasıdır.
SIR:Geleceğin ikmali meratib insanı HAZM OLMUŞ GIDAYI ALACAK,MESELA HAVANIN AZOTUNU KULLANACAK VE ŞİMDİKİ İŞLEMLERDEN KURTULUP,DEFİ TABİİ GİBİ REDDİYETE TABİ MADDELER KENDİSİNDEN ZUHUR ETMİYECEK NESİMİ BİR BEDENİ KENDİNDE BULACAKTIR.NİTEKİM BUGÜNKÜ GIDA TÜRÜNDEN ŞEKERİN YERİNE SAKARİN VE LEZZETLİ TEREYAĞ OLAN HAZM OLUNMUŞ VÜCUDA YAĞ VERMEYEN YAĞLARIN İCADLARI GİBİDİR.İNSANLRIN NEŞR ETTİĞİ ENERJİ ALDIĞI GIDALARA GÖREDİR.Eğer bir dinamo ceryan çıkarıyor ve bir hareket meydana getiriyorsa aldığı hareket enerjisini hayatiyetle,hareket enerjisine dönüştürüyor demektir.İşte GELECEĞİN İNSANI ALDIĞI GIDASINDAKİ ENERJİYİ MOTORSUZ HAREKETE GEÇİRECEĞİNDEN DEVRİ DAİM DENİLEN HAREKETİN YİNE İNSANDAN OLUŞACAĞI MÜJDELERDENDİR. İnsan bu izafi hayat denen beşeri her şeyi o istihsal etmiştir.Çünkü insan denen muazzam çok büyük ve sonsuz diyebileceğimiz yetkidedir. Takdir eden kadirleyen insandır.Çünkü Allahtan techiz(dona-tılmış)edilmiştir,yetkiside böyledir. Yani insana doğada ne varsa masnuğ(yapma)olarak her şeyi yaptırabilirsiniz.Bu günün ilmi cansız gibi görünen Demir’e,taşa yapma zekayı koymuştur bile.
SIR:YAPAY ZEKA BUNLAR GELECEKTE OLACAKLARDIR. HATTA YAPAY İNSANI DAHİ YAPACAK,GELECEKTE İNSANLAR BUNU GÖRECEKTİR.
Adiyat 2.”felmuriyati kadhan(şerare-akım)9.Ayetteki KADHAN naldan,çakmaktan çıkan kıvılcımlar gibi düşünülse de bujiden çıkan kıvılcımda şerare yani akımdır.İnsanlar da”murselatı marufe” HER ŞEYİN ÜSTÜNDEKİ GÜÇ OLARAK GÜNEŞDEN ÇIKAN ŞERARE MİSALİ FATONTİK ZİYAYI VÜCUT İNSANLARDIR.ONUN İÇİN KEVİNDE YARATILMIŞ GİBİ GÖZÜKEN BÜTÜN TÜRLER BU MARUFEYE İSTİNADLIDIR, BUNUNLA MEYDANA GELİRLER.BU ATAYI ESMA(YE) harfi)TABİRİNDE OLAN YARATICI GÜÇ İNSANDIR.
Faton tepkimeli magnetik şişe diye bilinen egzoz patlamalı feza roketleri bile bu anlatım içindedir.Yani ayette ki nuriyat bir dönüşümle enerji nuriyat olur.Bunu Muhammedi KAF deryasında sıfatı subuti olarak tekvin dengesinde bu hayatiyetleri bulabiliriz.Hayat,ilim.. şekli ile insan üzerinde güç olarak insan ile meydanda.Yani TEKVİN,YARATMA DENGESİ BU SIFATI İNSANİYYEYE BELİRSİZLİĞİ İLE YÜKLENMİŞTİR.
SIR:Şuunatı ilmiye ile idrak edersek orada bu işleri yapan Allah’ın izni ile kendin idin.İşte Allah sanatındaki sanayiyi idrak yine kendi kuruculuğunladır.Gelecekteki masnu adem dahi bu tekviniyette zuhur edecek.
Adiyat suresi 3.”felmuğriyatisubhan”(sabah vakti akın edenlere)”Kevne istinadi mümkün ve mutasavvur olmayan bir tekvini vücudiyyeyi mutasarruf ve anı müsbet surette istimale Salih eylemek ittifak üzre bulunan ümmeti külliyeyi müşahhasayı(SAD harfi), fazlı tekvinide(HA harfi)meydana çıkarmaktır.Yani ziya halinde arza gelen hüveyyinatları(meni olmadan önceki hal)ANNEYE BABAYA UĞRAMADAN YAPMA ADEM GİBİ VAR OLANI MEYDANA GETİRİLMESİNİN MELEKAT SANAİSİDİR.BU ATMOSFERE BİYOSFERİK ATMOSFER DERİZ ÇÜNKÜ ATMOSFERİN KENDİSİ VE İÇİNDEKİLER CANLIDIR.
SIR:ATMOSFERDEKİ ZİYAİYETLERİ MASNU ŞEKİLLERİ BİR ARAYA GETİRİP VAR OLANI YARATMA ŞEKLİ İLE KULLANMAK(İSTİĞMALİ)DİR MÜSBET İLMİN KAZANDIRACAĞI BİR OLAY OLACAĞIDIR.Oda ittifak üzere bulunan ümmet içindeki her türlü alimlerin bir araya gelip kendi mesleki ilimlerin bileşkesinde bir fazlı tekvininin meydana çıkacağı ancak bu alim kişlerin gönlünde sadadi inanç yollu bulunuşları işin esasıdır,gelecekteki inançlı alimlerin başaracağı bir olaydır.
Fakat biz biliyoruz ki soyut alemin sonsuz uzaklığından geçerek dünyaya gelmemiz hiç bir sürat ivmesi ile mümkün olmayacağı ışık hızının bile kafi gelemeyeceği ömrün dahi bu işe yetemeyeceği belli iken ne güzel ki dünyaya o alemden gelmişiz,bu olay feza katlaması uzayı yürütmektir.Cenabı Allah insan üzerine koyduğu akli denge bu ADİYAT suredeki güçler meyanında olan resuli örfi güç yani nari güç değil,nuri keyfiyettir
SIR:Bir hadiste;Hz resulullaha sual etmişler”Ya resulullah,işittik ki kavmi İsa su üzerinde yürürlermiş”tarzında vaki olan sorularına cevaben”eğer onlar fünun ve sanayide daha ziyade yakıyn sahibi olurlarsa hava üzerinde dahi yürürler”buyurmuşdur.Yani tasavvuru mümkün olmayan şeyin gelecekte yapılacağı ki su ve hava üzerinde yürümektir.Ayrıca geleceğin ilmi olan küreler arası gidilemeyecek uzaklıkta olan yerlere feza’yı yürütmekle gidileceği söylenmekte.
SIR: Bu nuraniyeti tasarruf eden kişi ancak manasına el sürebilir ve bu sureye sığınabilir.Şu anki fizik bedenin tasarrufunun yetişemeyeceği olaylardan bazısına örfi güc ile tasarruf edeceğidir.İşte bunlardan olan hava ve ziya gibi güçlere tasarruf kendisinin atayı esma(YE)dengesinde olduğunu bilmesidir.Atayı esma ise yaratıcı güçtür.Bu güç ise senin babana gelmezden evvelki ziyayı halindir.Bu elektro magnetik öz enerji güç sendeki çekimle hava ve elektrik gibi şeylerden yaratıcılığı ile meydana getirendir.
Misal;Telefon,fotoğraf gibi şeyler ilk görüntüleri senin levhi hayaline aks etmiş oradan çıkarak somutlaşmış bu aletlerini yapmış olmandır.Atayı esma dengesinin yaratıcılığını beşer vücudunun haricinde olan teshiki unsuru bildiğimiz tek neden olan keyfiyet ve o soyut güç kainatı ve ŞU FİZİK BEDENİNİZİ KURAN İNSANIN ÖZBENLİĞİ OLAN RUHİ VÜCUDA AİTTİR.O VÜCUT BEŞERİYETTE İCRACI VE İCATÇI OLABİLMESİ İÇİN ATAYI ESMA DENEN ZİYAYI VÜCUT İNSANI TASARRUF ELİ OLARAK KULLANMIŞTIR. KENDİNİ TANI!İnsanların havadaki tasarrufunun en iptidai bir kısmı olup seyir ve seyehate hizmet eden teyyarelerdir.
SIR:Erkek doğurur mu?demeyiniz.ERKEKLERDE İLERİDE ARTIK ÇOCUK DOĞURABİLECEKLER BU İLMİ ARAŞTIRMALARDA VARDIR.ERKEKLERİN SIRTLARINA DERİ ALTINA ERKEKLİK TOHUMU DÖLLENMİŞ SPERM AŞILANDIĞINDA ORADAN ÇOCUK BÜYÜMEKTE VE BİR AMELİYATLA ORADAN ALINMAKTA İMİŞ.bir şey daha varki,ADEMİN EĞE KEMİĞİNDEN HAVVA VALİDENİN ZUHURU DA BAŞKA YÖNLÜ DİŞİNİN ZUHURUNU ANLATIR.GELECEKTE MASNUĞ ADEM(YAPMA ADEM)YAPACAKLARDIR.Bu enerjetik dalga halinde bulunan yani MENİ HALİNE DÖNÜŞMEMİŞ ZİYAYI VÜCUT İNSANI ATMOSFERDEN IŞIK PARÇACIKLARI OLARAK ALACAKLAR, ANNE VE BABAYA UĞRATMADAN ÇOCUĞU MEYDANA GETİRECEKLERDİR DAHASI DA VAR NASIL OLSA GELECEK,İNSANIN YARATICI GÜCÜNÜ BULACAKTIR.Cenabı Allah insanlara olan lutfu çok büyüktür.Bu Muhammedi saltanat subhani isimlerle insanları tezyin etmiştir.Mesela Hakkın bir çok cemali ve celali isimleri vardır.İnsanlara bu isimi güçler hakkın gücü olarak verilmiştir.Mesela HADİ ismi kulun hidayete erişmesi,MUDÜL ismi delalette kalması sebeptir.99 isim vardır bunun birisi de HAYYÜN dür. Yani hayat veren,Yani Allah kainatı yaratmıştır ve yaratır yalnız san’atını yaratıcı kullarına da bahş etmiştir.Diğer esma ve isimler dengesi nasıl insan üzerinde mevcutsa esasta icadi yaratıcılıkta insanda mevcuttur yeter ki işin farkına varabilmektir maharet.D.Vinci’nin resmi “gülen kadın” araştırmalarda kendi resmi çıkıyor.Mikelanj’ın Musa heykeli,diyorki”bir anda evet bir anda içime aks eden Musa’nın görüntüsü bu heykeli 3 senede yapmama yetti”.Yani bir anın tecelliyatını 3 senede ancak bitirebildim.Bu şifre ve sırlar ileride çözülecektir.
MASNU ADEM:Bir bildiride gelecekte masnuğ yapma ademi meydana getireceklerdir ki bu günün ilminde canlı gibi görünen cansız robatlar değerinde olup hakikat ademe erişmek ise bir ilahi alemden gelen şuun zat ziyayı beden insanı anneye babaya uğratmadan fezayı derinliklerden alarak insanı dünyada fizikman bulundurdukları zamanda gelecektir. Buyruluyor”matlub olan yani talep edilen şey esasta Allah ise zahirdeki mecmuğu mevcudatta uluhiyeti halken ityanen inba ve isbat eder” Anlıyoruzki zahirdeki yani görünen her şeyde ve mecmuğu mükevvenatta Allahlığı veya uluhiyeti halken ityanı(getirme,getirilme,söyleme, bildirme ve isbat etmesi enba’i ki haber vermesi)şu beyanına bağlıyor”el zahir müstecmigül cemği el zevahirde delalet edemediği gibi zihnen ve fikren her şeyden kuvvet ve kudreti istidlal olunur bir hüviyeti mutlakayada delalet etmedi” İstidlal;Delalet dilde bulunmasını isteme veya bir delile dayanarak isteme ayarlamaya çalışmadır. Zahirdeki yani kainati mecmuğu mükevvinatta uluhiyeti isbata sözle söyleme ile imkan olmadığı gibi enba’e ki haber verme imkanı olmadığını ifadesi ile buyururlarki”zahirdeki bulunanların bir araya gelmesi görüntü olarak zahirdir hakikat değildir. İzafi değerde görünüm verdiğidir yani zahirde görünen bütüni vasıflar insana gelmekte Allahı değil ancak insanı belirlediğidir. Ancakki ancak insanda hakkı belirlediği ile anın belireni ve zuhurudur. Yani cenabı hakkı dışarıda zahirde arama bulamazsın bize şah damarımızdan yakın olan allahımızı benliğimizde müşahede bizlere emrolunmuştur.
Derleyen; Sevim bayer
Senin dünyadaki ilk görüntün baba ile annenin birleşmesi artı ve eksi değerlerin sperm ve ana yumurtası birleşip döllenmesi dünyada gözükmene sebep 5 yaşındaki vücudun şimdi 50 yaşında. Onlar öldüler her an yerine yenileri geldi. Şimdi bu yeni her anki vücutlarını sen vücudunla kazanıyorsun. Kazandığın vücut da sanki birbirinin aynı ve ihtiyarlayan vücuttasın. “HALKEN CEDİDA” AYNİYET YOKTUR, BENZERLİK VARDIR.
Fazlı meleküti(FE harfi yani yaratıcı soyut güçler) soyuti alemdeki ruhani varlıkların kendileri ve bizler hakka halife yaratıcı güç halinde olduğumuz için kevinde zuhura gelecek şey’i(bu şey ifadesi içinde fizik bedenimiz ve geleceğin ilmindeki masnu(yapma)ademde mevzubahistir). Yani tekvuniyeti (yaratmayı)işte bu fazlı melekütiyetler yapmaktadır.
Gelecekte masnu adem tekvin yani yaratma dengesinde zuhur edecektir. Kısaca anlamı ziya halinde arza gelen hüveyyinatlar, meni olmadan önceki hal anne ve babaya uğratmadan yapma adem gibi var olanı meydana getirilmesinin şekli izahı melekat sânaisi idi. Şöyle ki arzi sistemde tasavvuru mümkün olmayan bir tekvini vücudiyi yani BU ATMOSFERDEKİ ZİYAİYETLERİ MASNU ŞEKİLLE BİR ARAYA GETİRİP VAR OLANI YARATMA ŞEKLİ İLE KULLANMAK MÜSBET İLMİN BİZE KAZANDIRACAĞI BİR OLAYDIR. İttifak halinde olan alimlerin bir araya gelip,ilimlerin bileşkesinde bir fazlı tekvininin yani yaratmanın meydana çıkacağı halidir ancak gelecekteki inançlı alimlerin başaracağı olay.
(FE harfi açılımı Gözün görme ,elin tutma gibi olayları fazlı melekütidir)
SIR:”Böyle melekat soyut yaratıcı güçleri herkesten ayrı bir keyfiyetle alimane olarak vukuflu olarak, üzerinde bulundurması onun heziyeti zatiyesidir(VAV harfi; Ziyayı vücut insan ve ruhi vücut). Kendisi ümmet içinde bir ferd gibi gözüksede, bu fazlı meleküti yaratıcı gücü elinde bulundurması kendisine hayalindeki düşünceyi madde olarak meydana getirmesi ve kimsenin bilmediği bu maddeyi istihsal hususunda görüntüye mugayir fevkalade zıddıyet göstermesi hadiseyi olumsuz gibi gösterse de bakıyorsunuz ki insanın havayici zaruriye olan(CİM harfi; İnsanın zarururi ihtiyaçları)ihtiyacı olan maddeleri bedeni meydana getiriyor”.
Nasıl olur madde Patetes, Soğan, Elma, Demir, Karbon şu fizik beden olur? Esasta olay BÖYLE GİZLİ YARATICI FAZLI MELEKÜTİ(FE harfi Yaratıcı soyut güçler) MADDEYE TASARRUF EDERSEN MASNU ADEMİ YAPARSIN yani ANE BABAYA UĞRAMADAN ÇOCUĞU SEMADAN ALIRSIN.
SIR: GELECEĞİN İLMİNDE NEŞRİYATSIZ MENİDEN ÇOCUK DÜNYAYA GELECEKTİR. Hatta BABAYA ANNEYE UĞRAMADAN ENERJİ BEDEN OLARAK YER KÜREYE GÜNEŞ ARACILIĞI ile FOTANTİK IŞIN ZAT İNSANCIKLARI HAVADAN ALIP BU GÜNÜN ŞEKLİNE İLMEN GETİRELECEĞİ KUR’ANİ BEYANDADIR.
Nitekim Hz.İsa babasızdır. Babasız olduğuna göre, Allahın oğlu dendiğine iman eder İseviler. Bilmezler ki kendileride babasızdır. İsa as. ile uğraşacağına kendine bir bak SENİNDE BABAN ESASTA YOK. Çünkü SEN ADEMİ VASIFTA İKEN ORADAN IŞIN BEDEN OLARAK BABAYA GELDİN GİRDİN SANA MEKAN OLDU,GELİRKEN BABANI KENDİN SEÇTİN SONRA ANNEYE GELDİN.VARIN GELİŞİ YARATILMIŞ GÖRÜNTÜSÜ VERMEKLE HERKES ALLAH TEKİLLİĞİNDE TEK TEK DÜNYAYA GELDİ SEN VARDIN BABA OLAYI SONRADAN DÜNYADA OLDU.ANAYA BABAYA GELMEDEN ÖNCE ANASIZ BABASIZ ZİYAYI VÜCUDUN VARDI,ENERJİ BEDEN OLARAK HER ŞEYİ SEN KURGULADIN YİYECEKLERİNİ BİLE VE DOĞADAKİ HER ŞEYİ, KENDİNİ TANIKİ ALLAHI BU İSTADI SAHİFELERİNLE TANIMIŞ OLASIN.
Bu işleri yaparken yani şuunatı zat ışın beden iken anan baban yoktu sen vardın. Koyunun babasız meydana gelişine şaşırıyorsunda bilmiyorsunki kendin anasız babasız ışın zat iken o koyunuda yer kürede bir resulü örfi gücünle sen kurguladın.Bu olay koyunun memesinden alınan bir hücrenin başka bir dişi koyunun yumurtasının genleri boşaltılıp, memeden alınan hücre genlerinin bu yumurta içine konup döllendirilmesi yine bir başka koyuna bu şekildeki döllenmiş hücreyi koyunun rahmine konması ve orada büyüyüp doğurtulması neticesi yeni bir kuzunun ortaya çıkışı ile ilk memeden alınan hücre koyuna tamamen yakın benzeyiş göstermesi kopyası gibi bir olaydır. Aynısı olamaz. Buradaki en önemli olay erkek koyun sperm hücresi olmayışıdır.
SIR:Düşünce cisimlerde 5.boyut olarak yer alır. En,boy,derinlik zaman düşünce her cismi teşekkül de vardır.Bu boyutları 28’e kadar çıkarırsak bir cisim insan yani”masnuğ adem”yapma adem olarak karşınıza çıkar. Gelecek“Masnuğ adem”i görecek.Bu“vettiyni”deki hayalin şekli yaratmasıdır.
SIR:Geleceğin ikmali meratib insanı HAZM OLMUŞ GIDAYI ALACAK,MESELA HAVANIN AZOTUNU KULLANACAK VE ŞİMDİKİ İŞLEMLERDEN KURTULUP,DEFİ TABİİ GİBİ REDDİYETE TABİ MADDELER KENDİSİNDEN ZUHUR ETMİYECEK NESİMİ BİR BEDENİ KENDİNDE BULACAKTIR.NİTEKİM BUGÜNKÜ GIDA TÜRÜNDEN ŞEKERİN YERİNE SAKARİN VE LEZZETLİ TEREYAĞ OLAN HAZM OLUNMUŞ VÜCUDA YAĞ VERMEYEN YAĞLARIN İCADLARI GİBİDİR.İNSANLRIN NEŞR ETTİĞİ ENERJİ ALDIĞI GIDALARA GÖREDİR.Eğer bir dinamo ceryan çıkarıyor ve bir hareket meydana getiriyorsa aldığı hareket enerjisini hayatiyetle,hareket enerjisine dönüştürüyor demektir.İşte GELECEĞİN İNSANI ALDIĞI GIDASINDAKİ ENERJİYİ MOTORSUZ HAREKETE GEÇİRECEĞİNDEN DEVRİ DAİM DENİLEN HAREKETİN YİNE İNSANDAN OLUŞACAĞI MÜJDELERDENDİR. İnsan bu izafi hayat denen beşeri her şeyi o istihsal etmiştir.Çünkü insan denen muazzam çok büyük ve sonsuz diyebileceğimiz yetkidedir. Takdir eden kadirleyen insandır.Çünkü Allahtan techiz(dona-tılmış)edilmiştir,yetkiside böyledir. Yani insana doğada ne varsa masnuğ(yapma)olarak her şeyi yaptırabilirsiniz.Bu günün ilmi cansız gibi görünen Demir’e,taşa yapma zekayı koymuştur bile.
SIR:YAPAY ZEKA BUNLAR GELECEKTE OLACAKLARDIR. HATTA YAPAY İNSANI DAHİ YAPACAK,GELECEKTE İNSANLAR BUNU GÖRECEKTİR.
Adiyat 2.”felmuriyati kadhan(şerare-akım)9.Ayetteki KADHAN naldan,çakmaktan çıkan kıvılcımlar gibi düşünülse de bujiden çıkan kıvılcımda şerare yani akımdır.İnsanlar da”murselatı marufe” HER ŞEYİN ÜSTÜNDEKİ GÜÇ OLARAK GÜNEŞDEN ÇIKAN ŞERARE MİSALİ FATONTİK ZİYAYI VÜCUT İNSANLARDIR.ONUN İÇİN KEVİNDE YARATILMIŞ GİBİ GÖZÜKEN BÜTÜN TÜRLER BU MARUFEYE İSTİNADLIDIR, BUNUNLA MEYDANA GELİRLER.BU ATAYI ESMA(YE) harfi)TABİRİNDE OLAN YARATICI GÜÇ İNSANDIR.
Faton tepkimeli magnetik şişe diye bilinen egzoz patlamalı feza roketleri bile bu anlatım içindedir.Yani ayette ki nuriyat bir dönüşümle enerji nuriyat olur.Bunu Muhammedi KAF deryasında sıfatı subuti olarak tekvin dengesinde bu hayatiyetleri bulabiliriz.Hayat,ilim.. şekli ile insan üzerinde güç olarak insan ile meydanda.Yani TEKVİN,YARATMA DENGESİ BU SIFATI İNSANİYYEYE BELİRSİZLİĞİ İLE YÜKLENMİŞTİR.
SIR:Şuunatı ilmiye ile idrak edersek orada bu işleri yapan Allah’ın izni ile kendin idin.İşte Allah sanatındaki sanayiyi idrak yine kendi kuruculuğunladır.Gelecekteki masnu adem dahi bu tekviniyette zuhur edecek.
Adiyat suresi 3.”felmuğriyatisubhan”(sabah vakti akın edenlere)”Kevne istinadi mümkün ve mutasavvur olmayan bir tekvini vücudiyyeyi mutasarruf ve anı müsbet surette istimale Salih eylemek ittifak üzre bulunan ümmeti külliyeyi müşahhasayı(SAD harfi), fazlı tekvinide(HA harfi)meydana çıkarmaktır.Yani ziya halinde arza gelen hüveyyinatları(meni olmadan önceki hal)ANNEYE BABAYA UĞRAMADAN YAPMA ADEM GİBİ VAR OLANI MEYDANA GETİRİLMESİNİN MELEKAT SANAİSİDİR.BU ATMOSFERE BİYOSFERİK ATMOSFER DERİZ ÇÜNKÜ ATMOSFERİN KENDİSİ VE İÇİNDEKİLER CANLIDIR.
SIR:ATMOSFERDEKİ ZİYAİYETLERİ MASNU ŞEKİLLERİ BİR ARAYA GETİRİP VAR OLANI YARATMA ŞEKLİ İLE KULLANMAK(İSTİĞMALİ)DİR MÜSBET İLMİN KAZANDIRACAĞI BİR OLAY OLACAĞIDIR.Oda ittifak üzere bulunan ümmet içindeki her türlü alimlerin bir araya gelip kendi mesleki ilimlerin bileşkesinde bir fazlı tekvininin meydana çıkacağı ancak bu alim kişlerin gönlünde sadadi inanç yollu bulunuşları işin esasıdır,gelecekteki inançlı alimlerin başaracağı bir olaydır.
Fakat biz biliyoruz ki soyut alemin sonsuz uzaklığından geçerek dünyaya gelmemiz hiç bir sürat ivmesi ile mümkün olmayacağı ışık hızının bile kafi gelemeyeceği ömrün dahi bu işe yetemeyeceği belli iken ne güzel ki dünyaya o alemden gelmişiz,bu olay feza katlaması uzayı yürütmektir.Cenabı Allah insan üzerine koyduğu akli denge bu ADİYAT suredeki güçler meyanında olan resuli örfi güç yani nari güç değil,nuri keyfiyettir
SIR:Bir hadiste;Hz resulullaha sual etmişler”Ya resulullah,işittik ki kavmi İsa su üzerinde yürürlermiş”tarzında vaki olan sorularına cevaben”eğer onlar fünun ve sanayide daha ziyade yakıyn sahibi olurlarsa hava üzerinde dahi yürürler”buyurmuşdur.Yani tasavvuru mümkün olmayan şeyin gelecekte yapılacağı ki su ve hava üzerinde yürümektir.Ayrıca geleceğin ilmi olan küreler arası gidilemeyecek uzaklıkta olan yerlere feza’yı yürütmekle gidileceği söylenmekte.
SIR: Bu nuraniyeti tasarruf eden kişi ancak manasına el sürebilir ve bu sureye sığınabilir.Şu anki fizik bedenin tasarrufunun yetişemeyeceği olaylardan bazısına örfi güc ile tasarruf edeceğidir.İşte bunlardan olan hava ve ziya gibi güçlere tasarruf kendisinin atayı esma(YE)dengesinde olduğunu bilmesidir.Atayı esma ise yaratıcı güçtür.Bu güç ise senin babana gelmezden evvelki ziyayı halindir.Bu elektro magnetik öz enerji güç sendeki çekimle hava ve elektrik gibi şeylerden yaratıcılığı ile meydana getirendir.
Misal;Telefon,fotoğraf gibi şeyler ilk görüntüleri senin levhi hayaline aks etmiş oradan çıkarak somutlaşmış bu aletlerini yapmış olmandır.Atayı esma dengesinin yaratıcılığını beşer vücudunun haricinde olan teshiki unsuru bildiğimiz tek neden olan keyfiyet ve o soyut güç kainatı ve ŞU FİZİK BEDENİNİZİ KURAN İNSANIN ÖZBENLİĞİ OLAN RUHİ VÜCUDA AİTTİR.O VÜCUT BEŞERİYETTE İCRACI VE İCATÇI OLABİLMESİ İÇİN ATAYI ESMA DENEN ZİYAYI VÜCUT İNSANI TASARRUF ELİ OLARAK KULLANMIŞTIR. KENDİNİ TANI!İnsanların havadaki tasarrufunun en iptidai bir kısmı olup seyir ve seyehate hizmet eden teyyarelerdir.
SIR:Erkek doğurur mu?demeyiniz.ERKEKLERDE İLERİDE ARTIK ÇOCUK DOĞURABİLECEKLER BU İLMİ ARAŞTIRMALARDA VARDIR.ERKEKLERİN SIRTLARINA DERİ ALTINA ERKEKLİK TOHUMU DÖLLENMİŞ SPERM AŞILANDIĞINDA ORADAN ÇOCUK BÜYÜMEKTE VE BİR AMELİYATLA ORADAN ALINMAKTA İMİŞ.bir şey daha varki,ADEMİN EĞE KEMİĞİNDEN HAVVA VALİDENİN ZUHURU DA BAŞKA YÖNLÜ DİŞİNİN ZUHURUNU ANLATIR.GELECEKTE MASNUĞ ADEM(YAPMA ADEM)YAPACAKLARDIR.Bu enerjetik dalga halinde bulunan yani MENİ HALİNE DÖNÜŞMEMİŞ ZİYAYI VÜCUT İNSANI ATMOSFERDEN IŞIK PARÇACIKLARI OLARAK ALACAKLAR, ANNE VE BABAYA UĞRATMADAN ÇOCUĞU MEYDANA GETİRECEKLERDİR DAHASI DA VAR NASIL OLSA GELECEK,İNSANIN YARATICI GÜCÜNÜ BULACAKTIR.Cenabı Allah insanlara olan lutfu çok büyüktür.Bu Muhammedi saltanat subhani isimlerle insanları tezyin etmiştir.Mesela Hakkın bir çok cemali ve celali isimleri vardır.İnsanlara bu isimi güçler hakkın gücü olarak verilmiştir.Mesela HADİ ismi kulun hidayete erişmesi,MUDÜL ismi delalette kalması sebeptir.99 isim vardır bunun birisi de HAYYÜN dür. Yani hayat veren,Yani Allah kainatı yaratmıştır ve yaratır yalnız san’atını yaratıcı kullarına da bahş etmiştir.Diğer esma ve isimler dengesi nasıl insan üzerinde mevcutsa esasta icadi yaratıcılıkta insanda mevcuttur yeter ki işin farkına varabilmektir maharet.D.Vinci’nin resmi “gülen kadın” araştırmalarda kendi resmi çıkıyor.Mikelanj’ın Musa heykeli,diyorki”bir anda evet bir anda içime aks eden Musa’nın görüntüsü bu heykeli 3 senede yapmama yetti”.Yani bir anın tecelliyatını 3 senede ancak bitirebildim.Bu şifre ve sırlar ileride çözülecektir.
MASNU ADEM:Bir bildiride gelecekte masnuğ yapma ademi meydana getireceklerdir ki bu günün ilminde canlı gibi görünen cansız robatlar değerinde olup hakikat ademe erişmek ise bir ilahi alemden gelen şuun zat ziyayı beden insanı anneye babaya uğratmadan fezayı derinliklerden alarak insanı dünyada fizikman bulundurdukları zamanda gelecektir. Buyruluyor”matlub olan yani talep edilen şey esasta Allah ise zahirdeki mecmuğu mevcudatta uluhiyeti halken ityanen inba ve isbat eder” Anlıyoruzki zahirdeki yani görünen her şeyde ve mecmuğu mükevvenatta Allahlığı veya uluhiyeti halken ityanı(getirme,getirilme,söyleme, bildirme ve isbat etmesi enba’i ki haber vermesi)şu beyanına bağlıyor”el zahir müstecmigül cemği el zevahirde delalet edemediği gibi zihnen ve fikren her şeyden kuvvet ve kudreti istidlal olunur bir hüviyeti mutlakayada delalet etmedi” İstidlal;Delalet dilde bulunmasını isteme veya bir delile dayanarak isteme ayarlamaya çalışmadır. Zahirdeki yani kainati mecmuğu mükevvinatta uluhiyeti isbata sözle söyleme ile imkan olmadığı gibi enba’e ki haber verme imkanı olmadığını ifadesi ile buyururlarki”zahirdeki bulunanların bir araya gelmesi görüntü olarak zahirdir hakikat değildir. İzafi değerde görünüm verdiğidir yani zahirde görünen bütüni vasıflar insana gelmekte Allahı değil ancak insanı belirlediğidir. Ancakki ancak insanda hakkı belirlediği ile anın belireni ve zuhurudur. Yani cenabı hakkı dışarıda zahirde arama bulamazsın bize şah damarımızdan yakın olan allahımızı benliğimizde müşahede bizlere emrolunmuştur.
Derleyen; Sevim bayer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)